04 Kasım 2009 Çarşamba

ARIM BALIM PETEĞİMMM....

YAZI GİRİŞİ;
BİYO- SİLAH TERMİNATÖR TOHUMLAR
başlıklı araştırma yazım sonuna yaklaştığında,AKP hükümeti,GDO'lu tohumlar ve GDO katkılı ürünlerin ithaline izin veren yönergeyi,"tam yerinde MANZARA KOYARAK" ÇIKARDI.
Bu uzun yazı dizininde anlatmaya çalıştığım GDO'lu gıdaların tehlikeleri ,yaratmakta olduğu hastalıklar ve ülke tarımı yabancılara teslim edilmesinin,sonuçları Türk toplumunun kucağına AKP hükümeti eliyle bırakılıverdi.

Ortalık Kürt-demokrasi açılımı sorunlarıyla bulandırılmışken,Deniz feneri Yolsuzluğu ve Yaş mı - Kuru mu ... sorgulamaları,Yapay ve siyasi Ergenekon adı verilmiş Ümraniye davası ardına saklanırken ,manzara koymanın tam zamanı idi !!!

AKP HÜKÜMETİ MANZARAYI KOYUVERDİ !!!

Geçmiş olsun Türkiye'm.

Türk Milleti , AKP iktidarı tarafından bir kez daha satıldı.GDO'lu tohumlar ve ürünleri artık ellerini kollarını sallayarak,sizlere Çocuk maması-şekerleme-hazır çorba-şeker-elma-domates ve benzeriyüzlerce çeşidi ile gelerek sofralarınıza kurulacak.Sizler beslenmek için gıda ürünü,sebze,meyva aldığınızı zannederken,başta kanser olmak üzere birçok hastalığı tabaklarınıza koyacak,çok sevdiğiniz çocuklarınıza yedireceksiniz !!!

Emperyalist güçler,AKP eliyle Türkiye'yi bu konuda da işgal etme hakkına yasal olarak kavuştular.

BİYO-SİLAH TERMİNATÖR TOHUMLAR 19 / 20

Ünlü bilim adamı Albert Einstein insanlığın varlığının devamının arılara bağlı olduğunuşu şekilde özetliyor: "Arılar yok olduktan 4 yıl sonra da insanlık yok olacak"ABD başta olmak üzere bazı ülkelerde son yıllarda görülen toplu arı ölümleri küresel çapta endişeye sebep oldu. Konuyla ilgili olarak yazılan eserlerde ve tartışmalarda Albert Einstein`ın, `Eğer arılar yeryüzünden kaybolursa insanlığın sadece dört yıl ömrü kalır` sözüne atıf yapıldı. Alman bilim adamı Einstein bu sözü, bir gram balı yapmak için 120 bin çiçeği ziyaret eden arının, bitkilerin tozlaşma yoluyla üremesine katkısını belirtmek için söylemişti.

Türkiye`de de endişe uyandıran arı ölümleri meydana geliyor. `Dünyanın sonu geldi` yorumları yapılıyor. Bal üretiminde iki yıl öncesine kadar önde gelen ülkelerden olan Türkiye, bal ithal eden ülke konumuna düştü. Ayçiçeğinde hiç döllenmeyen tarlalardaki verime göre, arılarla yeterli döllenen tarlalardaki verimin beş kat arttığı görülüyor. Bir koloninin üç dekarlık ayçiçeği tarlasında sağladığı ürün artışının değeri ürettiği balın değerinin en az 10 katı. Yeni dünya meyvesinde arılarla döllenmeyen ağaçlarda çiçeklerin yüzde 4`ü meyve tuttuğu halde arılarla döllenmiş çiçeklerin meyve tutma oranı yüzde 83`e ulaşıyor. GDO'lu tohumlar toplu arı ölümlerine neden oldu arılar , tarımda su ve gübre kadar önemli !!!

GDO'lu tohumların, Trakya başta olmak üzere arıları toplucu öldürdüğü ortaya çıktı. Trakya'da kullanılan ayçiçeği tohumunun cinsi değiştirilerek, AB'nin yasaklamış olduğu ilaçların bu tohumlarda kullanılması seri arı ölümlerine yol açtı. Ova kesimlerde ve İç Anadolu'da umduğunu bulamayan arıcılar, binbir umutla gittikleri Trakya'da daha büyük şok yaşadılar. Son günlerde artan arı ölümleri nedeniyle daha da çaresiz kalan arıcılar, bir çok koloninin yok olma aşamasına geldiğini belirterek, Tarım Bakanlığı'nın konuyla ilgilenmesini istediler. Aydın Arıcılar Birliği Başkanı Kadir Kılıç, arı ölümlerinin son günlerde daha da arttığını belirterek tarımsal ilaçlamanın denetlenmesini ve kullanımı yasak olan ilaçların da piyasada toplatılması gerektiğini söyledi.


"GENİ VE CİNSİ DEĞİŞTİRİLEN TOHUMLAR VE KULLANILAN İLAÇLAR DOĞAYI YOK EDİYOR"

Türkiye'nin en önemli bal üretim merkezlerinde birinin de Trakya Bölgesi olduğunu ancak son üç yıldır ;"Bölgedeki bazı tarlalardaki ayçiçeklere konan arıların kimilerinin kovana ulaşmadan,- Kimilerinin ise kovana ulaşır ulaşmaz öldüğünü "belirten Aydın Arıcılar Birliği Başkanı Kadir Kılıç, 2007 yılında küresel ısınmanın üzerine atılan arı ölümlerinin bu yıl da gerçekleşmesinin, olayın tamamen kullanilan zararlı ilaçlardan kaynaklandığının göstergesi olduğunu ifade etti.
Tarım Bakanlığı'nın konuyla ilgili çalışma yapmasını beklediklerini ifade eden Ayın Arıcılar Birliği Başkanı Kadir Kılıç, "Trakya'da kullanılan ayçiçeği tohumunun cinsi değiştirilerek, AB'nin yasaklamış olduğu ilaçların bu tohumlarda kullanılması seri arı ölümlerine yol açtı. 2007 yılında da Trakya'da seri arı ölümleri gerçekleşti. Bilim adamları ve konunun uzmanları 2007 yılındaki ölümleri değerlendirirken ikiye ayrıldı. Bir grup, ölümlerin küresel ısınma ve kuralık nedeniyle bal toplamak için dışarı çıkan arıların dışarıda komaya girip öldüğünü, diğer bir grup ise tarımda kullanılan ilaçlar nedeniyle arıların öldüğünü ileri sürmüştü.Bu yıl havalar mevsim normallerinde seyrediyor ve gezginci arıcılarımız bölgeye gelip arılar çevreden bal toplamaya başlar başlamaz ölmeye başladı.

Bize göre arı ölümleri uygun olmayan ilaçlarla yapılan tarımdan kaynaklanıyor. Bölge çiftçisi ile de yaptığımız görüşmelerde AB tarafından yasaklanan ilaçların ülkemizde kullanıldığını gördük. Şu anda bir çok tarlada yetiştirilmekte olan ayçiçeklerinde kullanılan ilaç nedeniyle o ürüne ilaç kullanıldıktan 90 gün boyunca konan tüm böceklerin öldüğünü öğrendik. Bu durumun Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'nca araştırılmasını istiyoruz" dedi.


EİNSTEİN'IN TEORİSİ:

Ünlü bilim adamı Albert Einstein insanlığın varlığının devamının arılara bağlı olduğu şu şekilde özetliyor: "Arılar yok olduktan 4 yıl sonra da insanlık yok olacak"


***Arım balım peteğim,galiba öleceğim !

ABD başta olmak üzere bazı ülkelerde son yıllarda görülen toplu arı ölümleri küresel çapta endişeye sebep oldu. Konuyla ilgili olarak yazılan eserlerde ve tartışmalarda Albert Einstein`ın, `Eğer arılar yeryüzünden kaybolursa insanlığın sadece dört yıl ömrü kalır` sözüne atıf yapıldı. Alman bilim adamı Einstein bu sözü, bir gram balı yapmak için 120 bin çiçeği ziyaret eden arının, bitkilerin tozlaşma yoluyla üremesine katkısını belirtmek için söylemişti. Türkiye`de de endişe uyandıran arı ölümleri meydana geliyor. `Dünyanın sonu geldi` yorumları yapılıyor.

Bal üretiminde iki yıl öncesine kadar önde gelen ülkelerden olan Türkiye, bal ithal eden ülke konumuna düştü. Kırsal kesimde geliri artırmak için arıcılık projeleri yürüten Türkiye Erozyonla Mücadele Vakfı(TEMA) konunun uzmanlarına `Türk Arıcılığındaki Tehlikeler` başlıklı bir rapor hazırlattı. Rapor, Türkiye`deki arı ölümlerinin sebeplerini ortaya koydu. İnsanlığın sonunun gelmediği, ölümlerde başrolü bilinçsiz üretimin oynadığı belirlendi. Raporda arı ölümlerine öncelikli olarak; damızlık kullanılmaması, kullanılanların vasıfsız olmaları, arı hastalıklarının yaygınlığı, arıların GDO`lu früktozla beslenmeleri sebep oluyor. Bu olumsuzluklardan dolayı hassaslaşan ve zayıflayan koloniler olumsuz iklim koşullarının etkisi altında kalınca hayatiyetini sürdüremiyor.

*** Arı ölümleri başladı
Türkiye`de arıcılık sektörünün fotoğrafını çeken rapora göre 2006`ya gelindiğinde Türkiye`de 4,5 milyon koloni vardı. Koloni başına verim 17 kg idi. Yılda 50-60 bin ton bal üretiliyordu. 38 bin aile arıcılık yapıyordu. 10 bin aile geçimini sadece arıcılıktan sağlıyordu. Yılda 5-6 bin ton bal ihraç ediliyordu. Ancak kolonilerde verimin sağlanması için ana arının her yıl değiştirilmesi gerekirken Türkiye`de 20 koloniden sadece birinin ana arısı değiştirilebiliyor. Türkiye`de mevcut 4 milyon 500 bin koloninin 4 milyonunda hiç ana arı kullanılmıyor. Değiştirilen ana arıların da damızlık vasıfları ve kaliteleri yeterince kontrol edilmiyor. Son iki yıldır Anadolu`da toplu arı ölümleri görülüyor. Raporda bu kayıpların detayları yer ve zaman vererek ele alınıyor.

Buna göre arıların ölümündeki ana sebep kuraklıktan dolayı yazın beslenemeyen arıların kışın ölmesi. 2006 ilkbaharında yaşanan soğuklar arıların ziyaret ettiği bitkileri dondurdu. Koloniler genç nesil yetiştiremedi. 2006-2007 kışında Adıyaman`da, Ardahan`da ve Ankara`da %50-60 oranlarına varan arı ölümlerinin olduğu belirlendi. 2007 yazının yüksek sıcaklıkları Trakya`da ayçiçeği üretimini yüzde 40 düşürdü. Yazın beslenemeyen arılar kışın da üretici tarafından beslenmeyince arı ölümleri yüzde 62`ye ulaştı. Aynı Muğla`da sıcaklar çam balının kaynağı Basra koşnilini kuruttu. 30-31 Ekim 2007`de bu ilde toplantı düzenleyerek ilgilileri uyardı. Aynı kış, Muğla`da milyonlarca koloni arı öldü. Ölümlerin oranı yüzde 50`ye ulaştı. Ancak kovanlarını başka yollarla besleyen üreticiler kayıp yaşamadı.

Sonuçta 2006`da bal üretimi 60-65 bin ton iken son iki yılda bu rakam yarı yarıya düştü. Bu yıl Tarım Bakanlığı 8 bin ton bal ithaline izin verdi. Arıcılığı bu noktaya getiren diğer bir uygulama da devletin kırsal kesimde geliri artırmak için dağıttığı kolonilerin başarısız olması. Raporda yer alan bilgilere göre iklime ve yöreye uygun türler seçilmediği için 700 binden fazla kovan öldü. Arı ve bal cenneti Türkiye bal ithal eden ülke konumuna düştü. TEMA yurdun çeşitli bölgelerinde bilimsel yöntemlerle arı yetiştiriciliği yaptırıyor. Türkiye genelinde geçirilen son iki kışta % 50`yi aşan kış kayıplarına karşın % 10 olan kayıplar normal sayılırken TEMA`nın sözleşmeli bal üreticilerinin işletmelerindeki kayıplar %10`un da altında kaldı. Raporda ayrıntılarıyla anlatılan bu başarılı sonucun doğru bakım besleme, doğru ana arı kullanma, hastalıklarla doğru zamanda ve doğru ilaçlarla mücadele ve doğru arıcılık tekniğinin uygulanması sonucu sağlandığı vurgulanıyor. Endişeleri ikna edici delillerle gideren raporda, arı ölümlerinin direkt olarak küresel ısınmadan kaynaklanmadığının altı çiziliyor.

*** Arı, gübre ve su gibi...
Konunun uzmanları arıların tarımda su ve gübre kadar önemli olduğunun altını çiziyor. Ayçiçeğinde hiç döllenmeyen tarlalardaki verime göre, arılarla yeterli döllenen tarlalardaki verimin beş kat arttığı görülüyor. Bir koloninin üç dekarlık ayçiçeği tarlasında sağladığı ürün artışının değeri ürettiği balın değerinin en az 10 katı. Yeni dünya meyvesinde arılarla döllenmeyen ağaçlarda çiçeklerin yüzde 4`ü meyve tuttuğu halde arılarla döllenmiş çiçeklerin meyve tutma oranı yüzde 83`e ulaşıyor. Arıcılık sektöründe kaygı verici uygulamalar Ölümler ve bal üretiminin düşmesine küresel ısınma değil, sektörün kötü tutumları neden oluyor. Petekler çoğunlukla kanserojen ve petrolden elde edilen `parafin` adlı maddeden imal ediliyor.

Diğer bir problem de ballarda ilaç ve antibiyotik kalıntılarının bulunması. Ayrıca AB ülkelerine Türk balı diye ihraç edilen ürünlerde `kloramfenikol` adlı sağlığa zararlı madde tespit edildi. Türkiye`deki ölümlerin sebebi belli Raporun koordinatörü TEMA Vakfı Arıcılık Danışmanı Ziraat Yüksek Mühendisi Ahmet İnci; yaptıkları çalışmada Türkiye`de arı ölümlerinin bilinmeyen bir sebepten kaynaklanmadığını tespit ettiklerini söylüyor. TEMA`ya çalışan üreticilerin sahip olduğu kovanlarda ölümlerin yüzde 10 gibi normal kabul edilen rakamın bile altında olduğunu belirten İnci, üreticileri usulüne uygun üretim yapmaya Tarım ve Köyişleri Bakanlığı`nı da yeterli denetimde bulunmaya davet ediyor.
(alıntı)

39 yorum:

koala dedi ki...

Şimdi, bu gerizekalı halk hak ediyor diyeceğim, halkçı ruhu kabaracak herkesin. O yüzden gerizekalı halk demiyorum.

mr_lonely dedi ki...

Ya bu GDO olayına itiraz ediyoruz ama şöyle bir durum var biz bu genetiği değiştirilmiş ürünleri 5 yıldır yiyoruz. dışarıdan ithal edilen çeşitli yapay yiyeceklerde bunlar mevcut. Yani 5 yıl önce bu hükümet buna izin vermiş zaten. Şimdi kapsamını genişletip tüm ürünlerde serbestlik tanındı. Eskiden sadece küçük çocuklar cipslerde falan yiyordu şimdi alayımız tüketmeye başlayacağız.

Bir de şu arı ölümü konusu. Toplu arı ölümleri yanlış hatırlamıyorsam 2008 yılında başladı. Einstein'ın teorisine göre de bu ölümlerden 4 yıl sonra insanlığın çöküşü başlayacak diyoruz. 2008'in üzerine 4 yıl sayarsak 2012 yılına denk geliyor. İlk başta basit görünüyor ama Maya takviminin 2012'de son bulduğunu ve 21.12.2012 yılında kıyametin kopacağı gibi söylentilerin ortada dolaştığını varsayarsak pekte basit gibi görünmüyor.

Felaket tellalığı yapamdan önce kısa bir bilgi vereyim. Bu kıyamet söylentileri üzerine ben kısa bir araştırma yaptım kendi çapımda. Ortada dolaşan söylenti kıyametin kopacağı yönünde değil bazı komplocu zihniyet bunu o şekilde yorumluyor. Söylenti şu şekilde, İnsanlık tarih boyunca iki değişik evre geçiriyor 10000 yıllık savaş evresi, 2000 yıllık barış evresi.
Bizim şu anda bulunduğumuz evre savaş evresi. 2012 yılında bunun süresi doluyor ve 2000 yıllık barış evresi başlıyor. Yani tüm kaynaklarda anlatılan uzun yazıların özeti aşağı yukarı böyle bir şey. :D

Eğer özetten tatmin olmayıp araştırmak isteyen olursa Google amcaya 21.12.2012 yazıp aratsın milyonlarca sonuç çıkıyor. Anlatılanların hepsi de aynı bir tanesini okusanız aradığınız cevabı bulmuş olursunuz.

Ben ve gereksiz bilgilerim işgal ettiğimiz yerden dolayı özür diliyoruz ve sözlerimize burada noktalıyoruz. :D

Sevgilerle...

ayşegül dedi ki...

koala;halkın hepsini suçlama ama.Yüzde 47'sine ne istersen söyle işte:D

ayşegül dedi ki...

mr lonely;GDO olayına ve diğer zararlı katkı olaylarına beş sene değil,çok daha öncelerden eylem ve itiraz başlamıştır.Belki 15 yılı aşkın bir süredir.

Zaten GDO olayı 26 Ekimde kesin olarak yasallaşarak,yürülüğe girmiştir.Daha önceki yıllarda,yönetimleri henüz değişmemiş,yobazlaşmamış bir çok sivil toplum örgütü bunları dile getirmiş,ancak görsel ve yazılı medya bunlara ses çıkartmamış veya sayfalarının 4.-5.sayfalarında yer vermiştir.Başta TEMA Vakfı,Tügem,Kkgm,Tagem,TUBİTAK bazı üniversite, enstitüleri ile bir çok çevreci ve yerel örgütler bas bas bağırmışlardır.

Bir çok hastalığın (en önemlisi kanser),çocuk ve yetişkin ölümlerinin sebebi ''kalifiye olmayan''uzmanlar tarafından iyi incelenip,rapor haline getirilememiştir.Elbette biz uzman değiliz,ama çarpık emperyalist sistemi ve sermaye tekellerini yargılamamız için hiç bir neden yok.Sen ne biçim Che'sin işte:D

Toplu arı ölümleri ve Einstein teorisini kesin olarak bilmiyorum.Alıntı yazıda söylenen,dünyada bütün arıların ölümünden sonra dünyanın sonu geleceği yazılı.
Off yaa çok şekersin,ama sen dersini biraz daha çalışmalısın işte:D:D:D

Sevgilerrr

mr_lonely dedi ki...

Ya ne kadar zamandır kullanılıyor bilmiyorum. Ki benim bunu bilmem de imkansız. Bizim bunları denetleyebilecek bir mekanizmamız yok ülke olarak. Yani kaçak yollarla muhtemelen 25-30 yıldır yediriliyor bize bunları. Ama beş yıl önce yasa girişleri resmileştirilmiş, yeni çıkan yasa ile de meşrulaştırılmış hale geldi.
Sadece bunları meşrulaştırmakla kalmadılar, bu ürünün genetiğiyle oynanmıştır diye bir etiket koymayı da yasakladılar. İnsanların tercihlerini etkileyip diğer firmanın zarar etmesine yol açıyormuş.
Ya son altı yıldır tepetaklak olmuş durumdayız. doğrular yanlış,yanlışlar doğru olarak kafamıza işlenmeye başladı...

Ben o cümleyi zaten yiyoruz salla gitsin anlamında söylemedim, sağlığımızla yıllardır oynanıyormuş haberimiz yok anlamında söyledim. :D

Bir de şu var, Tübitak gibi Tema vakfı gibi yerlerin yönetiminin el değiştirmiş olması eski yöneticilerinin susup kenara çekilmesi gerektiği anlamına gelmez. Madem çarpık bir düzen var çık her platformda duyur bunu. Tuncay Özkanın sesini de hiç bir medya duyurmuyordu. Tuttu Cumhuriyet mitingleri düzenledi her kanal duyurmak zorunda kaldı ve her seferinde daha çok insan katılmaya başladı. Şimdi Ergenekondan içeride belki ama halkın büyük çoğunluğunun gözünde kahraman bu adam. Bunu eski tübitak yöneticileri de yapabilirlerdi. Bu insanlar bir kıvılcım bekliyorlar.

Emperyalizme o kadar karşıyım ki doğru bir şey yapsalar bile karşıyım onlara.

İtiraf ediyorum ben Çakma Che'yim. :D
Gerçeği ölünce onun yerini aldım foyam çabuk meydana çıktı. :D
Sınıfı geçebildim mi hocam? Çift dikiş devam mı ediyorum. :D

ayşegül dedi ki...

Bizim yerimize düşünen,karar veren mekanizmalar var var,hem de öyle bir varlar ki,iplerini tutanları,gündemi nasıl değiştirdiklerini çok iyi biliyoruz Özgür....Bizler ağzımızdan çıkan sözlerin arkasındayız ama işte :D

Tuncay Özkan içeriye atılmadan önce,Biz Kaç Kişiyiz platformu üyeleri ile Gaziosmanpaşa'da esnaf tarafından linç ediliyordu.Benim kafam bişiye hiç basmıyo, bloglarda bile herkes AKP karşıtı görüş sergiliyo.Peki,bu vatandaşlara kim oy veriyo allahaşkına????!!!!

Off yaa Çakma deyil,delikanlı CHE ol ama:D:D:D
Sıfır veremedim,iki buçukla geçtin sınıfı işte:Pppp

NoEngel dedi ki...

Merhaba Ayşegül,
Yavaç yavaş herşeyin doğallığının kaybolduğu bu dünyada arılarında bu şekilde zarar görmesi bizler için üzüntü verici bir durum.Arılar konusunda ki bu geniş kapsamlı araştırma yazısı için teşekkürler.
Sağlıcakla ve mutlulukla kalın...

ayşegül dedi ki...

Selam NoEngel;hoşgeldiniz.Yorumunuza çok teşekkür ederim.İnsanların doğallığını kaybettiği bu dünyada,hiç olmazsa arılar ve doğa doğallığını kaybetmeseydi keşke.
Sağlık ve Sevgilerrle...

Adsız dedi ki...

Ayşegül ,
Hoş geldin baklım..Nerelrdeydin?
Gurur duydum bu yazınla...
Sevgiler.
Kubilay Kızıldenizli

Aşk Güneşi dedi ki...

Emeğine sağlık Ayşegül.Geniş kapsamlı bilgilerin için teşekkürler.GDO olayı çok can sıkıcı sinir bozucu ne yani dur demiyecekmiyiz peki.Doğal olan herşeyin yitip gittiği günümüzden çocuklarımıza ne kalacak.

ERDIL dedi ki...

TERÖR BUNUN YANINDA HIC KALIR...
Sene 2007 Nisan ayi.
Arilar ve Einstein teorisi adi altinda bir yazi yazmisdim.Son parargafda da bizleri bekliyen tehlikeye biraz olsun deginmistim.
http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=36221
Yazidaki resimde bulunan ikaz tabelalari da ortadan kalkti.
Nuhun gemisi misali dogal tohumlarin
depolanmasi !!!
Ipin ucu kacmis bir durumda inanin yapilacak hic bir sey yok.
Sene 2009 Kasim
Mutan canlilarin miladi olacaktir Milenyum.

ayşegül dedi ki...

Kubilay ağabeyciğim,bişi yapmadım,buralardayım.
Teşekkür ederim.
Sevgilerrr

ayşegül dedi ki...

Hiiiç sorma Aşk Güneşciğim,herşey çok ama çok can sıkıcı.Doğal olan şeylerin kıymetini bilmiyoruz.Her aileye en az üç çocuk diyolar,ama yazık deyilimi onlara.Ben hiç yapmıcam ileride bebek......Sevgilerrr

ayşegül dedi ki...

Sevgili Erdil ağabey,verdiğiniz bilgiler için çoook teşekkür ederim.Milliyet yazınızı olduğu gibi veriyorum.Sevgilerrr
*************************************
Arılar - Eınsteın teorisi..

Doğal Hayat - 18.04.2007 - 13:50

Dün havaların güzel olması nedeniyle amatörce arıcılıkla uğraşan bir arkadaşımı ziyarete gittim. Kahvelerimizi içerken geçen sene kaybettiği arılarının yerine almış olduğu yeni arı topluluğunu bana gösterdi. Ne yazık ki yanımda makinam olmadığı için resim ve filim çalışması yapamadım. Bir başka güne bıraktık.

Sohbet esnasın da arılarla ilgili bir çok yazılıp çizilen konuları anlatırken ona Einstein'nın söylediği sözleri hatırlattım."eğer arılar yok olduğu zaman insan yaşamının 4 sene içersinde yok olacağı teorisı. "Gülerek cevap verdi bu gün yaşamış olsaydı herhalde daha da başka bir gözle görürdü dedi.

Masanın üzerinde Arı mecmuasını karıştırırken. Arıların son yıllarda toplu ölümleri ile ilgili bir bölüm dikkatimi çekti. Toplu ölümlerin nedenleri sırayla söyle özetlenmiş.

Son 100 sene içersinde Almanya da yaşıyan 2, 8 milyon arı topluluğu bu gün 700 bin civarına kadar gerilemiş.

Senelerdir ölümlere sebep olan Varroa-Milbe iddaları bunun doğru olmadığını aksine, tarım alanlarında kullanılan haşeratlara karşı kullanılan kimyevi ilaçların; ayrım yapmadan arıları da yok ettiği bilinci kuvvet kazanmıştır.

Bu gün 39 bin ton kimyevi maddenin ekim alanlarına püskürtüldügü düşünülürse!..
Bunun yanında kullanılan ekim alanlarıda ki endüstirel makinalar onların yaşam alanlarında ki bölümleride parçalıyarak ekolojik bir döngeyi yok etmektedir.

Fransa'da yasak edilmesine rağmen. Almanya da halen Raps, Pancar, sebze ve meyvelere en önemlisi de mısır tarlaların da kullanılan Pestizid Imidacloprid tehlikenin ne kadar büyük boyutlarda olduğunu göstermektedir.

Bizi bekliyen en büyük tehlikelerden bir tanesi de 34 hektarla başlıyan bu gün 2000 hektara ulaşan Gen teknik ile üretilen Mısır tarlaları.

Tarlalar da Gen teknik ile yetiştirilen mısırların polenlerinin arılar üzerin de yapmış olduğu etki toplu ölümlere yol açması tartışılan konuların başında gelmektedir. Bunun en büyügü ABD'de görülmektedir.

Yapılan araştırmalar da Arı yetiştirenlerin bu konuda almış oldukları balların içinde ki gen teknikden arınmış olmasını ispatlaması büyük maddi yükümlülük getirmesi; dışardan getirilen import balların da ucuzluğu nedeni ile imkansızlaştiriyor.

Gen teknik ile yetiştirilen tarlarda ki polenlerin doğa etkenleri ile "rüzgar, uçucular gibi" Bu tekniği kullanmıyan bölgelere de dağıldığı görülmektedir.
Özetlemek gerktığı zaman tek bi cümle ile anlatabiliriz. Arılar neden ölüyor. Einstein
teorisı!..
Tahmin ediyorum ki daha çok konuşucağımız ve yazıcağımızdır.
Saygılarla. (Erdil bey)

yabancı dedi ki...

merhaba ayşegül..senin detaylı bilgilerin, che'nin haklı tepkili yorumları ve erdil beyin yıllar önceki yazısı..
bunun üzerine çok fazla ilaveye gerek yok sanırım..
her daim olduğu gibi "zamanlama" mükemmel evet..
erdil bey'in "terör bunun yanında hiç kalır"..
olan, oluşan, oluşturulan her "zamanlama" sağlıkla ilgili..biyolojik savaş gibi..bilmem ki abartıyormuyum..?

ayşegül dedi ki...

Hoşgeldiniz yabancı;isminizi bilmediğim için böle
hitap ediyorum,kusuruma bakmıyın.Ne kadar naif,
yumşacık bir yorum yapmışsınız.Çok teşekkür ederim.Hiç de abartmıyorsunuz,doğaya yapılan ve
yapılacak olan terör;insanlığa,doğaya ve bütün canlılara yapılmış sayılır.Bu ''zamanlama''olgusu
sağlıktan insan haklarına kadar uzanan çok geniş
bir yelpazeyi kapsamaktadır...Sevgilerrr

MELİS dedi ki...

Ayşegül'cüğüm,alıntı yazından ve yorumlardan çok
etkilendim.Bunların geçmişten gelen yaraları var,
nasıl kapatabiliriz ki?

Sen iyi örgütcüsün.Kısa yoldan çözüm önerilerini
bekliyorum canım.
Sevgiler

WarhaWk dedi ki...

Sevgili Ayşegül,bu konuyu ben post konusu yapacak
tım.Sen yapınca vazgeçtim.Melis'e vereceğin yorumu da merakla bekliyorum(z).

''Çobanların en kötüsü, sürüsünde kötüleri barındırandır.(Hz.Ali)''

Sevgiler Cenk

Aybike Ceylan dedi ki...

Sevgili Aysegul,

Sizi, Sevgili Zehra'ya burakmis oldugunuz o harika yorumdan buldum. Ne kadar cesur yureklisiniz, pek cok kisinin cekindigi herseyi oyle guzel dile getirmissiniz ki, tebrik ediyorum. Bundan sonra sizi zevkle okumaya her daim gelecegim.

Sevgilerimi gonderiyorum ve de guzel bir hafta sonu diliyorum.

ayşegül dedi ki...

Canım kankacığım MELİS;şimdilik yapacağımız,
onların bizi izlediği gibi biz de onların her hareketini kayıt altına alarak izlemek.
Daha sonra,durum değerlendirmesi yaparak,anlayacakları dilde karşı harekete geçmek.Tıp kı M.Ö. 356 yılında Efes'teki Artemis tapınağını yakan Herostrad gibi kültür değerlerini yok eden, her yola başvurarak üne kavuşmak isteyen ikbalperestlere karşı her devrimcinin birlik ve beraberlik içinde ve elbette hukukun üstünlüğüne inancının sarsılmasına hiç izin vermeden,demokratik hak ve özgürlüklerimizi sonuna kadar kullanarak.

Elimde Eski Sağlık ve Devlet Bakanı Rıfat Serdaroğlu'nun bazı raporları var.
Raporlar birbirinden değerli,bu gündem devam ettikçe post olmak için arşivimde zamanını bekliyor:D

GDO'lu ürünler vücutta hızlı bir şekilde yağa dönüşüyor.adına ''obezite''dedikleri hantal şişmanlık insanlar üzerinde başgösteriyor. Diğer taraftan vücudun bağışıklık sistemini tahrip ediyor.Antibiyotik kullanımını sonuçsuz bırakıyor.Diyelim ki,vücudunuza bir bulaşıcı virüs ya da mikrop bulaştı.Antibiyotikle tedavi imkanı ortadan kalktığı için,kaderinizle başbaşa kalıyorsunuz.Bu şimdilik aklımda kalan küçük bir bilgi.
Sevgilerrr

ayşegül dedi ki...

Off yaa çok şekersin Cenk'ciğim.Seni gören de
alevi sanıcak:D

Sen de post yap,karşılıkı yazışalım.Zaten aynı
kalemden çıkmış gibi yazılarımız.Öle diolarmış:D
İstihbaratı sağlam kaynaktan...
Sevgilerrr

ayşegül dedi ki...

Sevgili Aybike,bloğumu açtığım ilk günlerde Zehra
ablaya siyasi içerikli yazım üzerine yorum bırakmıştım.Herhalde onu görmüştünüz.

Güzel sözleriniz için çook teşekkür ederim.Ben de
iyi hafta sonları diler,her zaman beklerim.

Sevgilerrr

Zeugma dedi ki...

İstedikleri ne biliyor musun canım?
Hepimizin birer Frankenstein olup üstlerine saldırmamız..
Detaylı bilgiler için teşekkürler..
Sevgilerimle...

ayşegül dedi ki...

Çok haklısınız Zeugma,bizi Frankenstein yapmak
için ellerinden geleni yapıyorlar.
Ben teşekkür ederim...

Sevgilerrr

YAŞAMIN KIYISINDA dedi ki...

Ayşegül'cük,
Yavrusu seninle, sizinle iftihar ediyorum.
Bu kadar yoruma benim söyleyecek sözüm kalmadı.
Yine de bir şey ekleyeyim TEMA, Tatlı Karaca iki yıldır tv.lerde anlatıyor, anlatıyor, anlatıyor.
Dizilerden, moda pragramlardan baş kaldırıp iki konuşanı izlemiyor ki bu halk. Hemde senin dediğin gibi %47 si değil % 87'i izlemiyor.
Çok güzel hazırlamış olduğun bu yazıyı yine sen ben biz okuduk Eeee.
Sevgiyle yanaklarından öperim. (Gerçi şu grip için yasaklama yapıldı ama!)

EBRULİ dedi ki...

Sorunları unutturmak için yeni sorun yaratmak da üstümüze yok.Hükümet olarak.Sıkıştırılmış patatates tolzarını yıllardır yiyoruz.Frankenstein olmakta ısrarlı bir halkız biz,amannn bize bi şey olmaz diyen o kadar çok insan varki.Arıları balları da çıkardık hayatımızdan,hadi hayırlısı.Çok güzel bir paylaşımdı canım,teşekkürler.sevgiler.

SERAP dedi ki...

Sevgili Aysegül

Yurtdisinda yasayan biri olarak tabiki Türkiyede yasananlara birde disardan bakmak gerekir.Siz saniyorsunuzki bütün olumsuzluklar Türkiyede.....

Hayir.... Almanyada senelerdir genetigi degistirilmis ürünler satiliyor.....Tabiki buradada bu siyaset konusu oldu ama ne degisti hic birsey sadece organik ürünlerin satildigi dükkanlar artti...Yani bunun AKP le ilgisi yok.

Ayrica Türkiye yabancilara satiliyor diyorsunuz ya ! biz yurt disinda yasayanlar buna gülüyoruz be kuzum....
Almanyada yasayan milyonlarca yabancinin edindigi mülkü düsünsene!Arsalar evler isyerleri....Sirf Berlinde bazicaddeler var bu caddelerin üzerindeki evler isyerleri kimi zaman kah bir kisiye ,kah bir büyük aileye ait...

Ya Almanyada(yabancilara!)el degistirmis 30 büyük sirket var.Bir Alman firmasi yokki sahibi yabanci olmasin...
Örnek:
Adidas % 79 yabancilarin elinde
Bayer % 78 " "
Alman bankasina Dubailer ortak!
Commerzbank a Küveytler Ortak
Opel Satildi satilacak
Daimler yabancilarin elinde
Almanya postasi ve telekom yabancilarin elinde

Dresden sehrindeki evler % 75 i Amerikalilara ait.


Isvec (ikea) geliyor magzasini aciyor...
Starbacks vs vs vs mantar gibi cogaldi....
Türkler haril haril mülk aliyor,Almanya karis karis Türklere satiliyor...
Hic bir Alman, Almanya yabancilarin elinde demiyor.
Sizde Türkiye satildi diyorsunuz.....
YAPMAYIN LÜTFEN!!!!

WarhaWk dedi ki...
Bu kayıt, bir blog yöneticisi tarafından kaldırılmış.
Adsız dedi ki...
Bu kayıt, bir blog yöneticisi tarafından kaldırılmış.
ayşegül dedi ki...

Herkese degerli yorumlari icin tesekkür ederim.
Neler olmus yafuu.Serap ablacim degerli bilgiler
icin cok tesekkür ederim.

Off yaa piknige gitmeyede mi hakkimiz yok yaa:DDD

Sevgilerrr

Onuncu Köyün Adamı dedi ki...

Arıcılık kalmadı nerdeyse,en üzüldüğüm şeylerden biri bu. zirai ilaçlar yüzünden doğada yaşayamıyor artık bu güzel canlı.

ayşegül dedi ki...

Bir tek arıcılık mı?,bir çok şeyin nesli yavaş
yavaş tükeniyor.Birbirimizi tükettik,keşke onları
tüketmeseydik.

şahin dedi ki...

yazın birazcık uzun gibi göründüğü için okumayı gözüme kestirememiştim başta:)) ama yorumları takip ediyordum, şimdi de okuyabildim bütün gayretimi gösterip hehe bu başarılı çalışmanı kutlarım, çoğu zaman böyle şeyler duyuluyor ama pek önemsenmiyor eğer direkt kendine bi teması yoksa, umarım buradan ve senin sayende daha çok kişiye ulaşır bütün bunlar..

ஐ : ) STİL DİREKTÖRÜ ( : ஐ dedi ki...

Valla bu gibi durumlara benzer şeyler yaşıyorum önüne bak ÇOK DA FİFİ de geç canım, yazdıkların ise birçok kişi tarafından algılanır umarım sevgiler.

yabancı dedi ki...

çok oldu..meraklandım..vizeler daha başlamadı gibi..umarım iyisindir..ismini sevdiğim ayşegül..

zihni dedi ki...

"arı balsız
bal baharsız,
bahar da aşksız olamaz"

derdim her zaman
ama bu yazıdan anlaşıldığı gibi,
arı da yok olacaksa, o zincir de kopacak:)

bizden geçti de siz gençelik adına mücadeleye devam ediyoruz. Siz çığır açın yeter:)

ayşegül dedi ki...

şahin;daha çok kişiye ulaşılması için sen de bişi
yapmalısın.Herkese mail çekebilirsin mesela :)

STİL DİREKTÖRÜ;Eda'cığım çok kişi tarafından umarım algılanır.Olmadı ÇOK FİFİ geçerim ama :D

yabancı;Yedi Kat Yabancı,hani bazı akrabalardan
yakın olan yabancı,teşekkür ederim.İyiyim iyi :))

zihni bey;bloğunuza giriş yapılamıyor.Giriş olsa
çığır açacağız da girilemiyor işte :D

Herkese SEVgilerrr

sufi dedi ki...

Sevgili Ayşegül;
Araştırıp biriktirdiklerini bizlerle paylaştığın, emek verdiğin bizleri bilgilendirdiğin için teşekkürler. Stratejik konumda bereketli topraklara sahip o kadar özel bir ülkeyiz ki tüm ülkelerin gözünün üstümüzde olması doğal görünüyor.Deli dana-kuş gribi-kene-GDO-domuz gribi derken arılar son kampanayı çaldı galiba seller depremler de cabası.Artık komplo teorilerini bizler düşünüp her şeyin altında bir bit yeniği arar olduk.Bakalım bunlar nereye kadar sürecek ve daha neler göreceğiz?Bütün bu olanlara DUR diyecek gücümüz olduğuna inanıyorum ben sevgilerimle.

ayşegül dedi ki...

sufi;
Sevgili Sufi,sizin yaptığınız gibi ben de paylaştım.Teşekkür ederim.İstedikleri kadar gözleri üstümüzde olsun,onların bütün komplo teorilerini bozacak beyin gücümüz var,yeter ki
gözlerimiz açık olsun.Ewet,DUR diyecek gücümüz var,tek eksiğimiz sıcak sıcağına örgütlü hareket
etmemiz.

Ben kimin kızıyım,biliyor musunuz?Sizin geçen yılbaşında yorum bıraktığınız birisinin,ama sölemicem işte:D:D:D............Sevgilerrr

Yorum Gönder